Çocuklarımızı Nasıl Yanlış Anlıyoruz?

Çocuklarımızı Nasıl Yanlış Anlıyoruz?

“Natural Child – Parenting from the Heart” , “The Unschooling Manual” kitaplarının yazarı ve “Doğal Ebeveynlik”  üzerine makalelerin, araştırmaların yayınlandığı The Natural Child Project’ in ve projenin web sitesi http://www.naturalchild.org/ ’un kurucusu Jan Hunt’ın, “Natural Chil” kitabında ve web sitesinde yer alan, çocuklarımızı nasıl yanlış anladığımıza değinen yazısını sizlerle paylaşmak istiyoruz. Yazının orijinaline ve doğal ebeveynlik üzerine daha pek çok yazıya erişebilmek için http://www.naturalchild.org/ adresini ziyaret edebilirsiniz.

1. Çocuklardan henüz hazır olmadıkları şeyleri yapmalarını bekliyoruz
Bir bebeğin sessiz olmasını bekliyoruz. 2 yaşındaki bir çocuktan sessizce oturmasını, 3 yaşındaki bir çocuktan ise odasını temizlemesini istiyoruz. Bu taleplerin hiç birinde gerçekçi değiliz. Kendimizi hayal kırıklığı yaşamaya ve çocuğumuzu da bizi memnun etmeye çalışırken başarısızlığa uğramaya programlıyoruz. Bununla beraber pek çok ebeveyn, küçük çocuklarından daha büyük çocukların bile yapmakta zorlanabilecekleri şeyleri talep ediyorlar. Kısacası, çocuklarımızdan yaşlarına uygun davranmaya son vermelerini istiyoruz.

2. İhtiyaçlarımızı karşılamakta başarısız olduğu zaman çocuğa kızıyoruz
Bir çocuk sadece yapabildiklerini yapar. Eğer, kendisinden istediğimiz bir şeyi yapamıyorsa, ondan bunu gene de beklememiz adil ve gerçekçi bir tutum değildir ve öfke yalnızca işleri daha da kötü yapmaya yarar. 2 yaşındaki bir çocuk sadece 2 yaşındaki bir çocuk gibi davranabilir, 5 yaşındaki bir çocuk 10 yaşında gibi davranamaz ve 10 yaşındaki bir çocuk ta yetişkin gibi davranamaz. Daha fazlasını talep etmenin kimseye bir faydası olmaz.  Bir çocuğun yapabileceklerinin bir limiti vardır ve eğer biz bu limitleri kabul etmezsek bu her iki tarafa sadece hayalkırıklığı getirir.

3. Çocuğun güdülerine güvenmiyoruz
Eğer bir çocuk bizim ihtiyaçlarımızı karşılayamıyorsa, duruma çocuğun bakış açısından bakmak yerine onun bize karşı geldiğini farz ediyoruz. Gerçekte bize karşı gelen çocuk hasta olabilir, aç veya yorgun olabilir, bir yeri ağıyor veya duygusal / fiziksel bir acıya tepki veriyor, besin alerjisi gibi gizli bir nedenle mücadele ediyor olabilir. Bu olasılıkları göz önünde bulundurmadan çocuğun karakteri hakkında kötü düşüncelere kapılıyoruz.

4. Çocukların “çocuk” olmasına müsade etmiyoruz
Kendimiz çocuk olmanın ne nasıl bir şey olduğunu unutup çocuktan da bir yetişkin gibi davranmasını bekliyoruz. Sağlıklı bir çocuk ele avuca gelmez, gürültülüdür, hislerini ifade eder ve dikkat süresi kısadır. Tüm bu “problemler” aslında problem değil, normal bir çocukta olması gereken özelliklerdir. Esas, toplum ve toplumun kusursuz davranış beklentisi normal değildir.

5. Yanlış Beklentilere Kapılıyoruz
Çocuğun sessizlik, bölünmeyen bir uyku, isteklerimize boyun eğilmesi gibi ihtiyaçlarımızı karşılamasını umuyor ve bunu talep ediyoruz. Ebeveyn olarak çocuğun ihtiyaçlarını karşılama rolümüzü kabul etmek yerine, çocuğun bizim ihtiyaçlarımızla ilgilenmesini bekliyoruz. Kendi karşılanmamış ihtiyaçlarımıza ve hayal kırıklıklarımıza o kadar odaklanıyoruz ki, karşımızdakinin bir çocuk olduğunu ve kendi ihtiyaçları olduğunu unutuveriyoruz.

6. Çocuk hata yaptığı zaman onu eleştiriyor ve suçluyoruz
Çocukların hayat tecrübeleri pek azdır ve kaçınılmaz olarak hata yaparlar. Hata yapmak, her yaşta öğrenmenin doğal bir parçasıdır. Bunu anlamak ve çocuğa yardımcı olmak yerine, her şeyi ilk seferde kusursuz olarak öğrenebilirmiş gibi onu suçluyoruz.  Hata yapmak insanidir, çocuklukta hata yapmak ise insani ve kaçınılmazdır. Buna rağmen her hataya bir kuralın ihlali ve yakışıksız bir davranış olarak tepki veriyoruz.

7. Eleştiri ve suçlamanın çocuğu ne kadar derinden incitebileceğini unutuyoruz
Pek çok aile artık bir çocuğa fiziksel acı vermenin yanlış ve zararlı olduğunu anlıyor ama halen acı sözlerin, aşağılamaların ve suçlamaların çocuğa ne kadar acı verdiğini ve çocuğun bu tavır karşısında bunun kendisinin suçu olduğunu düşündüğünü  unutuyoruz.

8. Sevginin nasıl iyileştirici bir güç olduğunu unutuyoruz
Durup çocuğa ihtiyacı olan sevgiyi, güveni, güvenliği ve özgüveni sağlamak yerine suçlama ve hatalı davranışların kısırdöngüsüne kapılıyoruz.

9. Bizim davranışlarımızın çocuklarımız için en güçlü eğitim kaynağı olduğunu unutuyoruz
Çocukların bizim dediklerimizden ziyade davranışlarımızdan öğrendikleri doğrudur. Çocuğuna, vurduğu için vuran ebeveyn , ona vurmanın yanlış olduğunu söylese de öğrettiği şey vurmanın doğru bir davranış olduğudur, en azından güçlü olan için. Probleme barışçıl çözümlerle yaklaşan ebeveyn, çocuğunu barışçıl bir yetişkin olması için hazırlayan ebeveyndir. Bu tip problemler, çocuklarımıza bazı değerleri öğretebilmemiz için iyi fırsatlardır çünkü çocuklar gerçekleri, gerçek hayatta çok iyi öğrenirler.

10. Çocuğun içindeki sevgi ve iyi niyeti değil, sadece davranışın kendisini görüyoruz
Bir çocuğun davranışı bizi hayal kırıklığına uğrattığı zaman, çocuğun, tüm koşulları ve hayat tecrübesi miktarını göz önünde bulundurunca yapabileceği en iyi şekilde davrandığını ve niyetinin iyi olduğunu farz etmeliyiz. Çocuğumuz için her zaman en iyiyi düşünürsek, çocuk, en iyiyi yapabilmek için özgür olacaktır. Çocuğa sadece sevgi verirsek, bizim gördüğümüz de sadece sevgi olur.

Jan Hunt