Cezalandırmaya 22 Alternatif

Cezalandırmaya 22 Alternatif

“Natural Child – Parenting from the Heart”, “The Unschooling Manual” kitaplarının yazarı ve “Doğal Ebeveynlik”  üzerine makalelerin, araştırmaların yayınlandığı, The Natural Child Project’ in ve projenin web sitesi http://www.naturalchild.org/ ’un kurucusu Jan Hunt’ın “Doğal Ebeveynlik” yazılarına sitemizde düzenli olarak yer veriyoruz. Bugün de sizlerle,  Cezalandırmaya 22 Alternatif” isimli yazısını paylaşmak istiyoruz.

Çoğu ebeveyn, fiziksel ve sözel cezalandırmanın zararlı etkilerini kabul ediyor. Bağırmanın, vurmanın ve dövmenin şiddeti öğrettiğini, özgüveni zedelediğini, öfke yarattığını, öğrenmeye mani olduğunu ve ebeveyn ile çocuk arasındaki ilişkiye zarar verdiğini biliyorlar.

Fakat ne yapılmaması gerektiğini bilmek sadece ilk adım. Ebevenyler, ne yapmaları gerektiğini merak ediyorlar. Malesef, pek çok ebevenylik kitabı ve makalesinin önerdiği alternatifler, sadece cezanın kendisi için alternatif oluşturuyorlar. Mola yöntemi, imtiyazların reddi ve sözde mantıklı sonurgular dahil.
Tüm bu alternatif metodlar, fiziksel cezalandırma ile ortak özelliklere sahipler ve aynı mesajı iletiyorlar: Ebeveyn, çocuğun bu davranışının altında yatan karşılanmamış ihtiyaçlarla ilgilenmiyor ve çocuğa göre daha büyük ve güçlü oluşunun haksız avantajından faydalanıyor. En önemlisi, bu yaklaşımlar çocuğa, sevdiği ve güvendiği birinin onun acı çekmesini istediğini söylüyor ve bu deli eden bir mesaj. Çünkü bu, çocuğun sevginin nasıl olması gerektiğine dair sezgisel anlayışına çok yabancı bir şey.
Son olarak, tüm bu yaklaşımlar öğrenmek için en iyi fırsatları ıskalıyorlar. Cezalandırmaya gerçek alternatifler, çocuğun öğrenmesine ve sağlıklı bir şekilde büyümesine yardımcı olur. Çocuğumuzun bize sevginin ne olduğunu öğretmesine imkan sağlamak dışında gerçek mutluluk pek az şeyde vardır!
Pozitif, sevgi dolu mesajlar verebilmeniz için sizlere 22 alternatif:

1- İstenmeyen davranışları, çocuğunuzun ihtiyaçlarını ilk ifade edildiğinde karşılayarak önleyin. O anki ihtiyaçları karşılandığında çocuğunuz öğrenmenin bir sonraki aşamasına geçmek için özgürdür.
2- Çocuk için güvenli, çocuk dostu bir ortam sağlayın. Değerli nesneleri çocuğunuz onları dikkatlice tutmayı öğrenene kadar ulaşabileceği yerlerde tutmanın bir anlamı yok.
3- Altın kuralı uygulayın. Çocuğunuzla aynı durumda olduğunuzu ve bu durumda size ne şekilde davranılmasını istediğinizi düşünün. İnsan doğası insan doğasıdır, yaş gözetmez.
4- Çocuğunuzun duygularına empati gösterin. Çocuğun davranışı mantıksız bile gözükse, altında yatan hisler ve ihtiyaç onun için gerçek. “Gerçekten mutsuz görünüyorsun”  gibi bir cümle, çocuğunuza onun yanında olduğunuzu göstermek için iyi bir yol.
5- Çocuğunuzun duygularını onaylayın böylece onu anladığınızı ve önemsediğinizi, bu hisleri yüzünden reddedilmeyeceğini bilir. Mesela, ” Bu, küçükken beni de korkuturdu”.
6- Davranışa yönlendiren ihtiyacı karşılayın. Görünüşteki davranışı cezalandırırsak, halen karşılanmamış ihtiyaç başka şekillerde yüzeye çıkmaya devam edecektir ta ki karşılanana kadar. “Bugün çok fazla telefonda konuştuğum için mi kızgınsın? Beraberce yürüyüşe çıkmak ister misin” gibi sorular çocuğun sevildiğini ve anlaşıldığını hissetmesine yardımcı olabilir.
7- Mümkün oldukça, herkesin ihtiyaçlarının karşılanacağı bir kazan-kazan çözümü bulun.
8- Çocuğunuzu sevildiğine ve takdir edildiğine inandırın. “Kötü Davranış” olarak tabir ettiğimiz şeyler genellikle çocuğun sevgi ve ilgi ihtiyacını, o an için yapabildiği en iyi şekilde açığa vurmasıdır. Eğer bunu daha olgun bir biçimde yapabilseydi, yapardı.
9-  Odak noktasını o an çözülemeyecek kadar stresli bir hal almış durumdan uzaklaştırın. “Hadi bir ara verelim. Bunun yerine ne yapmak isterdin?”
10- Sizin ve çocuğunuzun gün içinde besleyici şeyler yediğinizden emin olun böylece kan şekeriniz düşmez. Sık ve az yemek en iyisidir.
11- Nefes alın! Strese  girdiğimizde daha çok oksijene ihtiyaç duyarız ama yüzeysel nefes alma eğiliminde oluruz. Bir kaç derin nefes bile sakinleşmemize ve daha açık düşünmemize yardımcı olur.
12- Bir arabanın yakıt deposu dolu olmadan çalışmasını bekleyemeyiz. Çocuğumuzun da duygusal yakıtı azalıyorken işlevlerini yerine getirmesini beklememeliyiz. Çocuğunuzun duygusal yakıt deposunu dolduracak bu üç şeyi ona verin: Göz kontağı, nazik dokunuşlar ve bölünmeyen ilgi.
13- Papatya çayı hem yetişkinler hem çocuklar için rahatlatıcıdır. Emziren anne tarafından yatak saatinden 1 saat önce içilmesi, bebeğin de sakinleşmesine fayda sağlar. Yaşı büyük çocuklar buzlu papatya çayından hoşlanabilirler.
14- Çocuğunuzla beraber mola verin.Sahne değişikliği, sadece bir anlık bile olsa açık hava hem sizin için hem de çocuğunuz için büyük bir değişiklik yaratabilir.
15- İlham almak ve cesaret için bir ebeveyn kartı seçin veya kendi hatırlatma kartlarınızı yaratın.
16- Çocuğunuza masaj yapın.Uyku saatinde yapılan bir masaj, çocuğunuzun deliksiz uyumasına ve sonraki gün  için daha enerjik olmasına yardımcı olur.
17-  Seçenekler sunun. Çocukların, sesleri olduğunu hissetmelerine ihtiyaçları vardır. Ona seçenekler sunmanız sizin için önemsiz bile olsa ( Kırmızı kupayı mı istersin yoksa mavi olanı mı? ) çocuğun hayatı üzerinde söz sahibi olduğunu hissetmesini sağlar özellikle de son zamanlarla değişikliklere baş etmekteyse.
18- Fısıldamayı deneyin. Gerilim yüksekken fısıldamak, çocuğun ilgisini çekmeye ve aynı zamanda ebeveynin de sakinleşmesine yardımcı olur.
19- Çocuğunuza zaman verin. “Oyuncağını paylaşmaya/ araba koltuğuna oturmaya/ ceketini giymeye/ hazır olduğunda bana haber ver” gibi cümleler, çocuğa özerklik hissi sağlar ve işbirliği yapmasını kolaylaştırır.
20- Kendinize zaman verin. Sesszice 10′a kadar sayın veya süre isteyin ( Ne diyeceğime emin değilim. Lütfen bunun üzerinde düşünürken bana zaman ver) Bazen daha açıkça düşünmek ve olaylara objektif yaklaşabilmek için sadece birazcık zamana ihtiyacımız oluyor.
21- Çocukların, bizim sözlerimizden görüntüler yarattığını hatırlayın. Yavaşla, koşma demekten daha etkilidir. İlk ifade yavaşlamanın bir görüntüsünü yaratırken, ikinci ifade koşan bir kişinin resmini yaratır. Benzer olarak, spesifik bir talep genel bir talepten daha etkilidir. “Dikkatli ol” yerine “bardağı yerine koy” gibi.
22-  Kendinize şunu sorun: İlerde bunu hatırlayıp gülecek miyim? Eğer güleceksem neden şimdi gülmeyeyim? İlerde, geçmişi hatırlamak istediğiniz gibi bir anı yaratın.
Bu yollarla, o an için aradığımız samimi işbirliğini kurabiliriz ama esas büyük ödülümüz çocuğumuzla kuracağımız, hayat boyu sürecek olan sevgi ve güven bağlarıdır.
Fotoğraf: UNICEF